İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Avrupa’nın Merkezine Giriş Kapısı: “Prag”

Content Protection by DMCA.com

Prag (Gezegenden Notlar) – Geçmişte Çekoslavakya’nın, şimdiyse Çek Cumhuriyeti’nin başkenti, masallar şehri Prag (Çekçe: Praha). Anlamı; eşik. Mozart’ın hayatında önemli bir yeri olan şehir, aynı zamanda Kafka’nın memleketi. Unesco’nun Dünya Mirası listesinde (1992) yer alıyor. Sonbaharda romantizm kokan ince ruhlu estetik şaheseri Prag; tarihi geçitlerinin güzelliği, barok balkonları ve şeker renkli binalarıyla beş küçük kentten oluşuyor: Hradčany (Kente tepeden bakan Kale Bölgesi), Malá Strana (Küçük Meydan), Staré Město (Eski Kent), Nové Město (Yeni Kent) ve Josefov (Yahudi Meydanı).

Prag Havaalanı’dan (Letiště Václava Havla Praha) 119 numaralı otobüsle Dejvická’ya ve oradan Metro A hattıyla şehir merkezine intikal edilebiliyor. Havaalanı duraklarındaki otomatlardan 32 CZK (büyük bagajlar için ek olarak 16 CZK) karşılığında otobüs bileti alınabiliyor. Ayrıca 100 numaralı otobüslerle, Zličín ve ardından Metro B hattından da ulaşım mevcut.

Prag

Otelden çıkıp ilk keşif için sokaklara girdiğimizde restoran aramak yerine, yolumuz üzerindeki Švejk Restaurant‘a giriyoruz. Geleneksel çek birası (Çekçe: pivo) susuzluğumuzu gideriyor. Bizim biralara göre biraz daha damakta kalan bir lezzeti var Çek birasının. Prag’da bira tüketimi su kirliliğine tepki olarak (damıtılmış ve filtrelenmiş bira böcekleri barındırmadığından) ortaçağda başlamış. Yemek lezzetli olmakla birlikte, çok iyi kategorisine giremiyor. Bir de restaurantın logosunda bir asker karikatürü dikkarimizi çekiyor. Bu asker figürü sokaklarda dolaşırken karşımıza birçok yerde çıkıyor. Hediyelik eşya satan dükkanlarda biblo, bazı mekanlarda çizim olarak… Peki kim bu karakter? Merakımı gideremeyip İstanbul’a dönüğümde Švejk adını araştırıyorum. Sonunda karşıma bir yazar çıkıyor: Çek edebiyatının önemli bir ismi, Jaroslav Hašek. Švejk ise bir roman kahramanı. Kitabın Türkçe adı: Aslan Asker Şvayk. Bir sahaftan edinip okuduğum bu roman, Çek savaş gönüllüsü bir askerin ordudaki maceralarını anlatıyor. I.Dünya savaşını tetikleyen suikastle başlıyan roman, bazı edebiyat çevreleri arasında savaş karşıtı ilk roman olarak nitelendiriliyor. Özellikle genel kültür anlamında okunmaya değer bir kitap.

Prag

Prag’a geri dönelim. Güneş batmak üzere. İlk durağımız Karl Köprüsü (Çekçe: Karlův Most). Şehrin en önemli turizm kaynaklarından biri olan Vltava Nehri’nin iki yakasını (Eski Kent: Staré Město ve Kale bölgesi: Hradčany ve Malá Strana) bağlayan 430 metrelik köprü üzerinde, jazz ve klasik eserler çalan sokak müzisyenleri, ressamlar, fotoğraf sanatçıları, takı ve hediyelik eşyalar satanlar kalabalığa renk katıyor. Yıllarca işgallere ve zulümlere maruz kalan Prag, artık yalnızca meraklı turistlerin işgali altında. İnşasına 14.yy’da başlanan köprü boyunca belirli aralıklarla yerleştirilmiş dinsel betimlemeler içeren heykeller mevcut. Heykellerin asılları nem sebebiyle artık yok, şu anki heykeller daha sonraki yıllarda yapılmış. Ancak bu heykelleri zevkle izlemek için kalabalık olmayan bir zamanı denk getirmek gerek. Vltava Nehri, Prag’da doğup, Orta Avrupa’nın en büyüklerinden olan Almanya topraklarından Kuzey Denizi’ne dökülen Elbe Nehri’ne açılıyor.

Prag

Köprüyü aşıp şehrin batı yakasındaki kale bölgesine ulaşıyoruz. Saatin ilerleyip gökyüzünün karanlığa teslim olmasına aldırmıyor, gezimizi sürdürüyoruz. Kale meydanına (Hradčanské náměstí) ulaştığımızda St.Vitus Kadedrali’nin (Katedrála svatého Víta) heybeti ağzımızı açık bırakıyor. Kale çevresi gece yarısına kadar aydınlık olduğundan gezilebilir. Çevrede bulunan diğer yapıları da hızlıca gezip güneşin yüzünü gösterdiği bir vakitte yeniden gelmek üzere Malá Strana üzerinden nehrin diğer yakasına dönüyoruz. Malá Strana’dan geçerken Rönesans ve Barok stilde süslemeleri bol yerleşim yapıları gözlerimizi alıyor.

Prag

Çek dili Rusça’yla büyük oranda benzerlik göstermekte. Çokça ortak kelime mevcut. Eğer Rusça biliyorsanız kesinlikle sıkıntı çekmeyeceksiniz. Özellikle eski nesil Rusça biliyor. İngilizce’ye gelince: Genç kesimin büyük çoğunluğu İngilizce biliyor ve pratik yapmaya hevesliler. Almanca da oldukça yaygın görünüyor.

Prag’ın arnavut kaldırımlı ve dönemeçli dar sokaklarında yağmur sonrası turlamak, romantizmi seviyorsanız aklınızı baştan alabilir. Hatta nehir kıyısı ve köprü bölgesinin tarih kokan atmosferi içinizdeki şairi yeniden canlandırabilir.

Prag

Kale bölgesini gündüz vakti görme zamanı. St.Vitus Katedrali: Fransız Gotik mimarinin bir eseri ve ülkenin en büyüğü. Prag Kalesi (Pražský hrad) ise, Guiness Rekorlar Kitabına göre dünyanın en eski kalesi. Yapımına 9.yy’da başlanmış.

Prag

Derken gözümüze bir konser afişi ilişiyor. Mozart gibi önemli bir isme bir dönem ev sahipliği yapmış bir sanat kentine gidip, konser izlemeden dönmemeli. Biletimizi hemen orada alıyoruz. Konser Lichtenštejnský Palác‘da. Handel’in Xerxer’inden Largo, Schubert’ten Ave Maria’yı bir yaylı dörtlüsünden dinlemek doyulmaz bir zevk oluyor.

Prag

Tekrar şehrin doğu yakasındayız…

Yeni Kent (Nové Město) kısmı aslında 14.yy’da kurulmuş. 1992-1996 yılları arasında inşa edilmiş aykırı yapısıyla Tančící dům (Dans eden ev), Národní muzeum (Ulusal müzesi), Národní divadlo (Ulusal Tiyatro) bu bölgede bulunuyor. Ulusal Tiyatro, tarihin önemli bir müzik olayına da ev sahipliği yapmış. Viyana’ya küsen Mozart Don Juan operasının galasını bu tiyatroda sahneye koymuş. Danseden Ev, Prag çağdaş mimarisinin bir parçası. Bölge halkı evi dans eden bir çifte benzettikleri için “Fred ve Ginger” olarak da anılıyor. Çatısında ise bir fransız restoranı bulnuyor: “La Perle de Prague”.

Tančící dům, Prag

Eski Kent (Staré Město) bölümü ise genel olarak merkez kabul edilen ve Eski Kent Meydanı‘ındaki (Staroměstské náměstí) yapılarıyla göz dolduran görülmesi gereken bir yer. Astonomik saat kulesini, Tin Kilisesini (Kostel Matky Boží před Týnem) görmeden kesinlikle Prag’dan ayrılmayın. Meydanın atmosferi gece ve gündüz apayrı. Her an bir etkinlik mevcut. Birbiriyle uyumlu gotik, rönesans, barok ve neoklasik binaları bir arada görebilirsiniz. Meydanın merkezinde Jan Hus Anıtı bulunuyor. Jan Hus, yozlaşmış katolik kilisesine başkaldırdığı için 1415’te diri diri yakılan devrimci bir papazdan başkası değil.

Meydanda bir dizi evin ardına gizlenmiş Gotik tarzıyla göz alan Tyn Kilisesi‘ni görüyoruz. 14.yy’da inşa edilen kilisenin içinde; Gotik bir taş kürsü ile birlikte 15.yüzyıl dekorasyonu ve St. John, Meryem Ana ve yaklaşık 550 yıllık olduğu tahmin edilen çocuklu Madonna heykelleri görülebilir.

Geleneksel macar keki burada da karşımıza çıkıyor. (Romanya gezisinde “kürtőskalács” adıyla damağımızı şenlendirmişti.) Adı Trdelník. Braşov gezisinde de bahsettim gibi “ahşap bir silindire sarılı mayalı hamur közde pişirilip, aromalı erimiş şekerle kaplanarak sunuluyor.” Tabiki sıcak şarap eşliğinde içilmeli. Malá Strana bölgesinde bir yeri seçip tadına bakıyoruz. Bir karşılaştırma yapmak gerekirse, buradakiler malesef teknolojinin birer kurbanı olarak Romanya’nın gölgesinde kalıyor. Gerçek közde pişirilmiş olsalardı çok daha iyi olacaklardı.

Prag

Ayrıca Malá Strana bölgesinde yer alan Savoy Pastanesi‘ne mutlaka uğramalısınız. Pastane adıyla anılmasına rağmen yemek seçenekleri de mevcut. En başta; rezervasyon yapmadan giderseniz sıkıntı yaşayabileceğinizi söyleyebilirim. Ancak; sigara içilen üst katta boş masa bulma ihtimaliniz de mevcut. Nehir kıyısına ve Legií Köprüsü’ne çok yakın. Hizmet kalitesi ve hızı memnunluk verici. Seçkin ve gözde bir mekan. (Küçük bir tavsiye: Bir kadeh kırmızı şarap eşliğinde “haşlanmış haribut” mükemmeldi. Lezzet tartışılmaz.)

Prag

Hediyelik eşya için birçok seçenek mevcut. Ancak belli başlıları: kristal cam eşyalar, tahta oyuncak ve kuklalar, Çek lal taşı… derken vaktimiz doluyor. Üç günlük bu gezinin bir gününü Kutna Hora’ya ayırdığımız için, iki günde gezebildiğimiz kadarını yazmış bulundum. Takdir sizin. Üç güne çok şey sığdırmamıza rağmen Prag’ın tamamını gezemeden, Josevov ve Václavské náměstí’yi görülmesi gereken yerler listesinde bir sonraki Prag ziyaretine kadar beklemeye alıyor ve İstanbul yollarına düşüyoruz.

Bol seyahatli bir ömür dilerim.
Sevgiler, saygılar…
Ufuk Erdal, 16-19 Ekim 2014

Content Protection by DMCA.com

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın