İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Bir Alman, Bir Fransız ve Bir “Boğa Heykeli”

Content Protection by DMCA.com

Boğa Heykeli Kadıköy’ün simgelerinden biridir. Peki heykeli yapan kimdi? Şu anki yerine nasıl geldi?

İstanbul (Gezegenden Notlar) – Alsas-Loren adını hiç duydunuz mu? Kulağa bir kişi adı gibi gelse de, bu isim Almanya ve Fransa arasındaki bir yerleşim yerinin adı. Buradaki zengin demir ve kömür yatakları köyün kaderini belirmemiş. Yıllar süren toprak kavgasının sonunda Fransızlar, 1860’larda bu köyü almış ve Almanları dize getirmenin gururuyla buraya bir anıt dikmek istemiş. Ve o dönemde sanatçılar arasında hayvan motifleri revaçtaymış. Böylece heykeltraş Isidore Bonheur tarafından Paris’te bir boğa heykeli yapılmış ve Fransızların Almanları ezip geçtiğini temsil eden bu heykel Alsas-Loren meydanına gururla dikilmiş.

Alsas-Loren
Alsas-Loren tekrar el değiştiriyor.

Derken 1870 yılında Alman toplarının sesleri yeniden duyulmaya başlamış. Üstelik bu kez hem silah, hem de insan gücü olarak Almanlar daha üstünmüş. Fransızlar savunmada kalmak yerine, Almanları pek de etkilemeyen nafile saldırılar yapmışlar. Fransız Mareşal Bazaine yenileceklerini anlamış olsa da, Kral III. Napolyon taarruz etmeyi emretmiş. Alman ordusu, Fransız birliklerini tek tek yutarak III.Napolyon’u ve Patrice de Mac-Mahon’u esir almış. Böylece Boğa heykelinin de içinde bulunduğu Alsas-Loren, bu muharebe (Sedan Muharebesi) sonunda Almanların eline geçmiş.

Sedan Muharebesi’nin bir tasviri
Büyük savaş döneminde Osmanlı-Alman dostluğu

I.Dünya Savaşı gelip çattığında Alsas-Loren halen Almanların elindeymiş. Aynı dönemde gelişen Osmanlı-Almanya ittifakı da mâlûmunuz. Sultan Abdülhamid, Almanlara eşgüdümlü bir politika izlemekteymiş ve bu politika Osmanlı yönetimi içinde her kesimde varmış. Öyle ki; Alman İmparatoru Wilhelm 1889’da İstanbul’a ilk geldiğinde diplomatik dostluk gösterileri ile değil, kontrolünden çıkmış dostluk gösterileri ile karşılanmış. Gazeteler ısmarlama değil safça bir inançla Almanları övüyormuş. Kısaca Bağdat’a demiryoluyla açılma projesi için gereken propagandayı Almanlardan çok, Osmanlı yönetimi ve basını yapmış.

II.Wilhelm
Hikayede Enver Paşa’nın rolü neydi?

Bu gelişmeler olurken boğa heykeli Almanya’nın nerelerinde sergilendi bilinmez, fakat gün gelip takvim 1917 yılını gösterdiğinde; İmparator II.Wilhelm bu boğa heykelini Enver Paşa‘ya hediye etmiş. Asker ve aynı zamanda bir siyasetçi olan Enver Paşa’nın bahçesinde yerini alan boğa, adeta Osmanlı-Alman birliğinin de bir simgesi olmuş. İttihat ve Terakki Cemiyeti’ni kuran ve Bab-ı Ali Baskını denilen askeri darbe ile bu partiyi iktidara getiren Enver Paşa, Almanya ile askeri ittifaka önayak olarak Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’na girmesine öncülük etmiş.

Sultan Abdulhamit
Enver Paşa kaçıyor.

Osmanlı Ordusu’nun Filistin, Irak ve Suriye’de İngilizler karşısında sürekli yenilgiye uğraması üzerine Osmanlı Devleti’nin yenilgisi kesinleşmiş. (Alsas-Loren I.Dünya Savaşı’yla Fransa’nın eline geçiyor.) Böylece İngilizler İttihat ve Terakki üyelerini yakalatma emri çıkarınca, Enver Paşa da partili arkadaşlarıyla birlikte bir Alman torpidosuyla yurtttan ayrılmış. Böylece boğa da unutulup gitmiş.

Enver Paşa
Diğer anlatı ne diyor?

Sultan Abdülaziz, Fransa İmparatoru III.Napoleon’un davet mektubu üzerine Fransa’ya yola çıkmış. Bir Osmanlı padişahının tarihte ilk defa batıya harp etmeye değil seyahat etmeye gidiyor olması ise ayrı bir konu. Bu; Osmanlı İmparatorluğu’nun görgülü, kültürlü ve entellektüel padişahı Abdülaziz’in Dolmabahçe rıhtımından Sultaniye Yatı‘yla çıktığı bir Avrupa seyahati. Öyle bir yat ki; 1853 yılında Mısır donanması için Londra’da C.J.Mare tarafından inşa edilmiş, 1862’de Forrester&Co. tarafından tekrar elden geçirilmiş ve Mısır Hidivi İsmail Paşa tarafından Sultaniye adıyla Abdülaziz’e hediye edilmiş bir deniz yatı. Sultaniye Yatı’na Pertevniyal Yatı, Uskurlu Aziziye Fırkateyni, Zırhlı Orhaniye Fırkateyni ve Fransız Büyükelçisi Kont Bourrée’nin bindiği Forben Yatı eşlik ediyormuş.

Sultan Abdulaziz
Abdülaziz Fransa’da

Önce Toulon Limanı’na, ardından Marsilya’dan trenle Paris’e gitmiş Sultan Abdülaziz. Öyle bir tren ki; kırmızı ve turkuaz renkli Osmanlı motifleriyle süslenmiş heybetli bir saltanat vagonu. Anlaşılan III.Napolyon, Osmanlı’yı iyi tanıyormuş. Abdülaziz, alay ve tören arabaları ile istasyondan alınarak İmparatorluk Sarayı’na götürülmüş ve İmparatoriçe Eugénie ile tanıştırılmış. Sonraki günlerde III.Nepoleon, Eugénie ve Abdülaziz, Sanayi Fuarı’nın düzenlendiği Kristal Palas’a birlikte katılmışlar.

III.Napoleon
Rus Çarı Fransa’da Sultan Abdülaziz ile tanışıyor.

Sultan Abdülaziz ile birlikte fuarı ziyaret eden III.Napoleon doğudan gelen bu önemli misafirin ilgisini çekmeye çalışıyormuş. Ancak Abdülaziz son derece kayıtsız ve ağırbaşlıymış. Bu arada kendisi, sırf onunla ile tanışabilmek için Paris Evrensel Sergisi’ni bahane ederek binlerce kilometrelik yolu kateden Rus Çarı II.Alexander ile de tanıştırılmış.

Isidore Bonheur
Heykeltraş Bonheur’un Abdülaziz ile tanıştırılması

Abdülaziz’in sanata olan merakı bilinen bir gerçek. Özellikle hayvan figürleri olan heykeller çok ilgisini çekiyormuş. Çırağan ve Beylerberi Saraylarına aslan ve geyik heykelleri yaptırdığı ve koleksiyonunda 24 değişik hayvan heykeli olduğu bilinmekte. Padişah, sergide heykeltraş Isidore Bonheur ile de tanıştırılmış ve kendisi bu heykeltraştan sergideki boğa heykelinin daha büyük bir kopyasını kendisi için yapmasını istemiş. Sonuç ortada.

Bonheur’un Maracay’da bulunan Boğa Heykeli
Peki Boğa, Kadıköy’deki yerine nasıl geldi?

Asıl konu şu ki; Osmanlı’da heykel namına pek de eserin olmadığı ve kamusal alanda görülmediği halde, İstanbul’a bu heykelleri kimin getirdiği merak edilmiş. Fransızca kaynaklardan yola çıkılarak Abdülaziz’le ilgili hikaye de kanıtlanmış. Hatta; hayvan motiflerini çokça kullanan Rouillard’ın aldığı en ünlü sipariş 1864’de Abdülaziz tarafından verilmiş. Sanatçı, padişaha 24 hayvan heykeli yapmış ve Beylerbeyi Sarayı’nın frizlerini hazırlamış. Bu heykellerden 12 tanesi halen sarayda bulunmakta. Dolmabahçe Sarayı Hasbahçesi’nde ve Yıldız Şale’de bulunanlar da var.

Boğa Heykeli, Kadıköy
Boğa sürekli yer değiştiriyor.

Boğa’nın saray dışına nasıl çıktığı bilinmese de, Yıldız Sarayı’nın bahçesinden sonra görüldüğü ilk yer Bilezikçi Çiftliği’ymiş. Yâni; Enver Paşa’nın yurtdışına firarından sonra çiftliği Mahmut Muhtar Paşa satın almış. Çiftlikteki boğa, at ve geyik heykelleri; sonraki yıllarda Feneryolu’ndaki Gazi Ahmet Muhtar Paşa Köşkü’nün bahçesinde, daha sonra ise; Gazi Ahmet Muhtar Paşa’nın oğlu Mahmut Muhtar Paşa’nın 1897’de Rum asıllı Dimitri Veldemi’den satın aldığı ve 1956’ya kadar ailenin mülkiyetinde kalan Mermer Köşk’ün bahçesinde görülmüş.

Boğa Heykeli, Kadiköy

Mermer Köşk’ün kamulaştırılmasından sonra mirasçılar tarafından köşkün eşyaları bahçede yapılan müzayede ile satışa çıkarılmış. At heykeline Vehbi Koç da talip olmuş, fakat yaşanan çekişme sonucunda Hacı Ömer Sabancı tarafından satın alınmış ve Emirgân’daki köşküne yerleştirilmiş. Vehbi Koç ise bu mezattan bir geyik heykeli satın almış. Bu heykel de Taksim Elmadağ’daki Divan Oteli önüne yerleştirilmiş.

Boğa Heykeli, Kadiköy

Boğa heykeli’nin Mermer Köşk’ün bahçesinde olduğuna dair bir kayıt ya da fotoğraf bulunmamakta. Boğa’nın kamusal alanda görüldüğü ilk yer 1950-69 arası Harbiye’deki Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nin Taksim’e bakan cephesiymiş. 1969’da ise Kadıköy Belediye Başkanlığı’nın önüne taşınmış. Sonrasında hemen yan tarafındaki Etibank’ın önüne kaydırılmış. Son olarak ise 1987’de Kadıköy’de Altıyol kavşağındaki bugünkü yerine yerleştirilmiş.

Çeşitli kaynaklardan derlenmiştir.
Ufuk Erdal

Content Protection by DMCA.com

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın