İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Bir Drakula Öyküsü: “Vlad ve Katherine”

Content Protection by DMCA.com

Drakula romanının ilham kaynağı olan Vlad Tepeş’i bilir misiniz? Transilvaya topraklarının zalim hükümdarının bir kalbi vardı elbette. İşte pek sözü edilmeyen güzeller güzeli Katherine ve Eflak Prensi Vlad.

İstanbul (Gezegenden Notlar) – Üç buçuk günlük Braşov gezisinin bir gününü Bran kasabasına ayırarak Vlad Tepeş nam-ı diğer Drakula’nın şatosunu gördükten sonra, oradaki işkence aletleri aklımı başımdan almıştı. Açıkça söylemek gerekirse Kazıklı Voyvoda lakabının hakkını vermiş.

2014 yılının Paskalya zamanıydı ve bir blog yazısı için yaptığım ilk seyahatti. Tecrübem az, enerjim yüksekti. Seyahat rehberi niteliğinde o kadar çok blog var ki, artık hevesim kırıldı. Kısacası o gezi yazısında bu öyküye yer vermemiştim. Fakat önemi pek büyük. Artık bahsedebilirim.

Tarihten Bir Kesit

Çok eskilere gitmek gerek. Ta 1455 yılının Noel arifesine! Osmanlı’da altı yıl rehin olarak geçirdiği son günün üzerinden neredeyse yedi sene geçmiş. Yani Eflak hükümdarı olmadan önce, Transilvanya askeri valisi olarak geçirdiği son senesi oluyor.

Braşov o zamanlar Kronstadt / Corona olarak anılıyormuş. Kar lapa lapa yağarken, birkaç genç kız Weaver Kalesi’ndeki askerlere erzak götürmek için kızakla yokuş yukarı doğru tırmanıyormuş. Kale ise Vlad’ın evinin bitişiğindeymiş. Yaverleri ile birlikte tepede bulunan Vlad, yardım için aceleyle çıkışınca çevredekiler şaşırmış. Prensin bu mavi gözlü sarı saçlı güzel hanımdan gözlerini alamadığını farkettiklerinde ise mesele anlaşılmış.

Weaver Kalesi

Birçok Sakson şövalyesinin hayalini süsleyen Katerine Siegel, Braşov’da aynı zamanda bir Alman Saksonu olan Weaver birlik liderinin kızıymış. Vlad ile ilgili duyduğu zalimce dedikodulara rağmen Katherine, onun yardımseverliğinden ve güleryüzünden etkilenmiş.

Tabii Vlad’ın yaşı o zamanlar otuz dört. On yedi yaşındaki narin kızımız ise Franciscan Manastırı’nda eğitim almış. Bir dokuma ustası olan babası Thomas Sieger ve annesi Susanna Fronius’la birlikte Tartler olarak anılan ve halen Braşov’da görebileceğiniz bir evde yaşıyormuş (Adres: Str. Poarta Schei No.14).

Katherine Siegel’in yaşadığı ev “Tartler”

Bizim aşık vali Vlad, Katerina’nın evini sık sık ziyaret etmeye başlamış. Venedik ve Flandre bölgesinden ipek kumaşlar ve danteller hediye ederek, nazlı kızımızın gönlünü kazanmaya çalışıyormuş. Tabii bizim çapkının bir geçmişi var: Schassburg’dan Ursula, Bistrita’dan Erika, Hermannstad’dan Lize… Anlayacağınız liste kabarık.

Prensin Katerina’ya ilgisi, kendi kızlarını topluluk içinden birileriyle evlendirmek isteyen Sakson Cemaati üyelerini birazcık rahatsız etmiş. Vlad, o vakte kadar evlilik konusunda çok temkinliymiş ve sonunda Katerina’yı başkasıyla paylaşma fikrine katlanamamış.

Saksonların Yaptırım Gücü

O dönemde Saksonlar dışlayıcı bir cemaatmiş ve içinde Macarların da bulunduğu Üçlü Uluslar Birliğinin bir parçasıymış. Romanların şehre mal satabilmesi için imkanlar sınırlı tutuluyormuş. Hatta bu sınırlı ayrıcalık için bile ücret ödemek zorundalarmış.

Kara Kilise de dahil olmak üzere Saksonların Braşov’a mimari katkıları tartışılmaz. Fakat tarih kitapları onların bu nefret dolu tavırlarını yazmaya devam edecek. Braşovlular için hatırlamaya değer en büyük gelişme, işte bu Vlad Tepeş döneminde gerçekleşmiş.

Braşov’daki Kara Kilise

18.yüzyıl Transilvanya öykülerinden birinde Vlad, Fagaras Dükü ve Amlas’ın büyük bir çekişme içinde olduğu anlatılır. Üçü de Sakson cemaatinin zengin üyelerindenmiş. Vlad kıskançlık krizleri geçirerek kılıçlar savurmuş, tekmeler atmış; sonunda aşık valinin gözünü intikam bürümüş. Bu sinir krizleri Braşov sakinlerini çok tedirgin etmiş. Hatta bir rahip bu sebeple çıkan olaylarda yaralanmış.

Takvimler 2 Nisan 1459’u gösterdiğinde, Saksonlar tarafından uygulanan yüksek vergiler ve entrikalar yüzünden, Vlad onların bütün mısır ürünlerini imha etmiş. Şehre gelen neredeyse tüm tüccarların mallarına el koymuş. Bartholomew mahallesindeki gecekondulara varana kadar onları teker teker katletmeye başlamış.

Bartholomew katliamı sürerken, tüccar eşlerinin Katerina’nın evine saldırdığını haber almış. Böylece sevgilisini kurtarmak için, öldürmek üzere esir ettiği Saksonları serbest bırakmış.

Osmanlı’yı Kışkırtan Hareketler

Tam çılgın dönemler… Örneğin Osmanlı’ya vergi vermeyi reddetmiş. Breh breh! Kimin haddine! Macaristan Krallığı’yla ittifak kurmuş. Tuna Nehri’ni aşıp Sırbistan ve Karadeniz kıyısına ulaşarak tam 23 bin 884 Türk ve Bulgar’ı öldürmüş. Ben söylemiyorum; bu tamamen kendi ifadesi. Hatta 20 bin Osmanlı esirini de kazığa geçirmiş. Katherine’in çilesini siz düşünün artık.

Vlad, karısını boşayıp Katherine ile evlenebilmek için Papa’ya birçok mektup yollamış. Fakat onu bir türlü ikna edememiş. Üstelik sadece Papa değil, diğer din adamları da böyle bir evliliği onaylamamışlar. Belki de bu sebeple, araştırmalarımda karşıma çıkan birçok yabancı kaynak, Katherine’den bir metres olarak bahsediyor. Ve sonunda karısı 1962 yılında intihar(!) etmiş. Takdir sizin…

Aynı dönemlerde Osmanlı, yaşanan bu Türk katliamları karşısında sessiz kalmayarak doğuya sefere çıkmış. Böylece Eflak da haliye bir Osmanlı Beyliği olmuş. Durum böyle olunca bizim Vlad, Erdel’e kaçarak ittifak kurduğu Macaristan kralından yardım istemiş.

Piatra Craiului Dağları’ndan bir görünüm

Gel gör ki Kasım ayında Bran Şatosu’nun yakınlarındaki Piatra Craiului dağlarının arasında dar bir geçitten geçerken aynı kral tarafından tutuklatılmış ve Budin’e getirilmiş. İşte; Macaristan Kralı Matei Corvin’e gönderilen sahte mektuplarla Vlad’a karşı başlatılan Sakson entrikalarının bir sonucu! Fakat bu sonucun gerçekleşmesinde, Macar Kralı’nın yeni Eflak yönetimini tanımış olması da büyük bir etken.

Tepeş, Macaristan Kralı Matia Corvin’in tutuklusu olarak tam 14 yıl sürgünde yaşamış. Hatta bu süre zarfında kralın bir akrabası ile evlilik yapmış. Fakat Katherine ile olan sevgisi her zaman kalbindeymiş. Saçının bir teli için köyler yakabilecek delilikte olan Vlad’ı ömrü boyunca bu kadın kadar kalbini talan eden çıkmamış. Belki de çıkamamış demek daha doğru olacak.

Ve herkesin bildiği gibi Vlad’ın ölümü Osmanlı’nın elinden olmuş. Gary Shore’un yönetmenliğini yaptığı Dracula Untold filminde bu durum tam tersi olarak gösterilse de gerçek bu. Ölümünün bir kanıtı olarak Vlad’ın kellesi Fatih Sultan Mehmet’e sunulmuş. Sevgili Katherine ise Prens’in ölümünden sonra 39 yaşında iken, çocukluğunda eğitildiği manastıra geri dönmüş.

Ufuk Erdal

Content Protection by DMCA.com

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın