İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Bizans İmparatoru Justinianos ve Sakarya’daki Köprüsü

Content Protection by DMCA.com

Sakarya’da bulunan tarihi Justinianos Köprüsü ve oluşum süreci… İmparator Justinianos’un Bizans ile ilgili hedefleri…

Sakarya (Gezegenden Notlar) – Bizans İmparatoru I.Justinianos hakkında bilgi edinme arzum, Justinianos Köprüsü’nün tarihsel geçmişini merak etmemle vuku buldu. Araştırmalarım sonucunda, onu Doğu Roma İmparatorluğu’nun en önemli krallarından biri olarak tanıdım. Bunca emekten sonra bu araştırmayı kendime saklamanın kime faydası olacaktı?

Justinianos Kimdir?

I.Justinianos’un ruhu, 482 yılında Makedonya’da vücut bulmuş. Takvim yaprakları 527’yi gösterdiğinde 38 yıllık saltanatı resmen başlamış. Kendisini Batı Roma Devleti’nin varisi olarak görüyormuş. Batı Roma topraklarını işgalcilerden temizleyerek Doğu Roma’yla birleştirmeyi amaç edinmiş. Bu düşüncesini şu şekilde dile getirmiş: “Geçmişte var olan her şeyi, değeri azalmış olmakla birlikte yeniden kuruyoruz. Romalıların adına saygı göstermekle, devletimizde geçmişin daha büyük bir ölçüde canlanmasını sağlayacağız.”

I.Justinianos

O yıllarda Doğu Roma’yla İran Devleti savaş halindeymiş. İran Devleti’nin askeri gücü Doğu Roma’dan üstün olunca; Roma, barış anlaşması imzalamak istemiş. Ebedi barışı amaçlayan bu anlaşmanın imzalanması, Roma’nın yüksek miktarda tazminat ödemesiyle mümkün olmuş, haliyle. Bu anlaşmanın varlığı ise batı seferlerini zorunlu kılmış.

Justinianos’un büyüklüğü nereden geliyor?

Justinianos’un düşüncesi açık ve net. Askerler de savaşmak istiyor. Durum böyleyken onlarca savaşın da önü açılmış. Tahta çıkışının 30’uncu yılında; İspanya’dan başlayıp İtalya, Yunanistan, Balkanlar (büyük bir kısmı), Anadolu, Kafkasya (bir kısmı), Ortadoğu ile Kuzey Afrika’nın tamamını ele geçirerek imparatorluğun topraklarını büyütmüş. İmparatorluk, elde edilen bu topraklarla, tarihinin en geniş sınırlarına 550 yılında ulaşmış. Justinianos da böylece hayallerini büyük ölçüde gerçekleştirmiş oluyor. İşte bu tarihten sonra “Büyük Justinianos” olarak anılmaya başlamış.

Bizans İmparatorluk Sınırları

Bu askeri başarılar ne yazık ki Doğu Roma için pek bir anlam ifade etmemiş. Çünkü imparatorluğun sınırlarını genişleten bu düşünce yapısı, bünyesinde sömürgecilik anlayışını barındırmıyormuş. Üstelik Justinianos, Eski Roma Devleti’ni canlandırma düşüncesinden hareketle, ele geçirilen topraklarda imar faaliyetleri gerçekleştirmiş. İmparatorluğun dört bir yanı kiliseler, köprüler, kaleler ve saraylarla donatılmış. Bu imar faaliyetleri askeri harcamalarla birleşince, parlak dönemin ömrü de kısa sürmüş.

Justinianos’a bir teşekkür…

İmparatorluklar! Hepsi açgözlüler ve bunun bedelini bir şekilde ödemek zorunda kalıyorlar. Şahsi kanaatime göre; imparatorlukta ortaya çıkan bu ekonomik buhran, Büyük Justinianos’un halkın gözünden kısa sürede düşmesine neden olmuş.

İstanbul’daki Aya Sofya Müzesi

Günümüzde Roma mimari anlayışına sahip eserlere geniş coğrafyalar üzerinde rastlayabiliyoruz. Peki, biz bunun için Büyük Justinianos’a teşekkür etmeli miyiz? Böyle bir zorunluluğumuz bulunmuyor. Lakin, Ayasofya’nın tamamlanması konusunda hassasiyet gösterdiği için ona rahatlıkla teşekkür edebiliriz. Teşekkürler Justinianos, Teşekkürler!

Doğu Roma Devletine ne oldu da, Bizans İmparatorluğu diye anılıyor?

Bu soruya cevap verebilmek için antikite dönemini bilmemiz gerekir. Kısaca açıklamak gerekirse; Antikite dönemi, Antik Yunan ve Roma medeniyetlerinin kuruluş yıllarını kapsayan, çok sayıda filozofun yaşadığı bir zaman dilimidir. En önemli özelliği, günümüz bilim anlayışının temellerinin bu dönemde atılmış olmasıdır.

Ayrıca, uygulamalarında helan sorunlar yaşadığımız demokrasi kavramının bu dönemde uygulanabildiğini görüyoruz. Antik Roma ve Yunan medeniyetlerinin gelişmişlik düzeyini tahmin edebilmemiz için, demokrasi kavramına özellikle vurgu yaptım. Yanlış anlaşılmalara mahal vermek istemem. Yani; antikite dönemi, Antik Romalılar ve Antik Yunanlılar denildiğinde zihnimizde canlanan olgular bütünüdür.

Bizans Bayrağı

Medeniyetlerin oluşması için dil, ırk, din gibi nice kavramın sentezine ihtiyaç duyulur. Roma’nın kuruluşuna bakarsak Latincenin hakim dil olduğunu görürüz. Latincenin hakimiyetini zaman içerisinde Yunancaya bırakması, değişim sürecinde önemli rol oynuyor. Devletin ikiye ayrılması ve çok milletli bir yapıya bürünmesiyle birlikte, kültürel değişim de tetiklenmiş oluyor.

Doğu Roma İmparatorluğu, Antik Roma’dan farklılaşmaya başlıyor ki, tarihçiler İstanbul merkezli bu imparatorluğa, Bizans İmparatorluğu diyor. 10 asır ayakta kalmış bir medeniyetin bu sürecinden bahsetmesem içim rahat etmezdi. Bizans İmparatorluğunun en önemli kralı olarak Büyük Justinianos’u görmemin bir nedeni de, bu değişim sürecinin onun döneminde yaşanmış olmasıdır.

Justinianos Köprüsü

Büyük Justinianos döneminde yapılan çok sayıda köprü var. Fakat Justinianos Köprüsü yapılış amacıyla diğerlerinden tamamen ayrılıyor. Sakarya’nın Serdivan İlçesindeki Beşkörü mahallesinde bulunuyor. 384 metre uzunluk ve 10 metre genişlikle köprünün oldukça heybetli göründüğünü söyleyebilirim. Olur da köprüyü ziyaret ederseniz saymakla uğraşmayın, 12 adet kemeri var. 620 yılından bu yana ayakta duran bu köprünün altından akan suyu fark etmekte zorluk çekebilirsiniz. Böylesi bir köprüyü ziyaret edenler, onun bu denli heybetli inşa edilmesine belki de anlam veremeyecekler.

Justinianos Köprüsü

Köprünün yapılış amacına gelirsek… Koskoca Bizans İmparatorluğu, Sakarya Nehri coştuğunca doğuda bulunan illerle temas kurmakta zorluk çekiyormuş. Bir ihtimal; doğa, insanoğluna acizliğini hatırlatmak istemiş olabilir. Oysa ki günümüzde, uçakla saatte bin kilometre mesafe kat edebiliyoruz. Eski dünya düzeni, gezginlerin çıkmasını zorunlu kılmış. Günümüzde hiçbir gecikme yaşanmadan, dünyanın her noktasıyla iletişim kurabiliyoruz. Ne yani! Biz artık doğadan daha mı güçlüyüz!?

Hayır! Doğadan daha güçlü değiliz! Bize her fırsatta gücünü gösteriyor. İnsanın ortam değişkenlerine hızla adapte olabilmesi, fark eşiklerinin daralmasına neden oluyor. Böyle olunca da doğanın gücünü hafife almış oluyoruz. Sahip olduğumuz imkanlar, bize dünyanın en kıymetli olgularından birini kazandırıyor: zaman!

Justinianos Köprüsü

İnşa ettiğimiz yapıların basit ihtiyaçlarımızı karşılaması dışında onlardan hiçbir talepte bulunmuyoruz. Taleplerimizin çoğunlukla sonuca etki etmemesi ise bize çaresizliği öğretmiş oluyor. İnşa ettiğimiz yapılara sanatsal kaygıları, kültürel dokuları işlemeyerek belki de geçmişimize ihanet ediyoruz. Bütün bunlara rağmen ne yazıktır ki, bilimsel gelişmeler ışığında kazandığımız zamanı da iyi değerlendiremiyoruz.

Köprü’nün akıbetine gelecek olursak… Akan suyun görülemediğini belirtmiştim. Fakat; ulaşıma geçit vermemesiyle Bizans İmparatorluğu’nu zor duruma düşüren Sakarya Nehri, 600’lü yıllarda ki gibi olmasa da akmaya devam ediyor. Bu durum nehrin sık yatak değiştirmesinden kaynaklanıyor olabilir.

Sakarya Nehri

Ayrıca; köprünün Sakarya Nehri yerine, Sapanca Gölü’nde biriken fazla suyu boşaltan Çark Suyu üzerine inşa edilmiş olabileceği görüşlerine de rastlanıyor. Koskoca buzulların erimesine neden olduğumuz bir dünyada, nehirlerimizin tamamı kurusa çok şaşırmazdım, herhalde.

Sakarya Nehir Taşımacılığı Projesi

Marmara Bölgesi’nde hüküm süren Bitinya Krallığı, taşımacılık ihtiyaçlarını karşılamak için Sakarya Nehri’nden faydalanmak istemiş. Sakarya Nehir Taşımacılığı Projesi bu fikir üzerine oluşmuş. Fakat bu düşüncesini hayata geçirmek için herhangi bir çalışmada bulunmamış.

Justinianos’un Çabaları

Projeyi hayata geçirmek isteyen ilk kişi Büyük Justinianos. Projeyle gerçekleştiğinde Avrupa ve Anadolu nehir yoluyla bağlanmış olacak. Nehir yolu taşımacılığı ucuz, hızlı ve pratik olduğundan günümüzde de tercih ediliyor. Justinianos Köprüsü ise projenin kalbi.

Sakarya Nehri

İzmit Körfezi, Sapanca Gölü ve Çark Suyu üzerinde değerlendirmeler yapıldıktan sonra, bu köprünün inşa edildiğine inanılıyor. Büyüklüğü düşünüldüğünde, projenin bünyesinde yapay liman inşa edilmesi bile söz konusu. Bununla birlikte köprünün karayoluna yakın olması, çalışmaların titizlikle yürütüldüğünü kanıtlar nitelikte. Büyük Justinianos’u Bizans İmparatorluğu’nun en önemli kralı olarak görmemin başka bir sebebi de bu projedir.

Osmanlı İmparatorluğu’ndan Günümüze

Osmanlı İmparatorluğu, Sakarya Nehir Taşımacılığı projesini tamamlamak için tam 7 girişimde bulunmuş. Mimar Sinan tarafından başlatılan inşaatın savaşlar nedeniyle durdurulması, bu projenin hayat bulmasındaki en büyük engelmiş.

Malumunuz, Osmanlı İmparatorluğu’ndan günümüze projeyi gerçekleştiremedik. Doğu Marmara Kalkınma Ajansı’nın yapmış olduğu “Sakarya Nehri’nin Ulaşım ve Taşıma Amaçlı Kullanılabilirliği” raporunda, hayata geçirildiği takdirde bu projeden yılda 53 milyon dolar tasarruf yapılabileceği ifade edilmiş. “620 yılında hayata geçirilmiş olsaydı bugün hepimizin hayatı farklı olabilirdi” diye düşünüyorsanız lütfen okumaya devam ediniz.

Nasıl ki tarih bilimini fikirsel tasarılar üzerinden değerlendirilmek mümkün değilse, kaçırılan fırsatlar için dövünmek de bir anlam ifade etmiyor. Milyarlarca insanın küçük izler bıraktıktan sonra ayrıldığı bu dünyada, önemli kararları vermek pek az kişiye nasip oluyor. Önemli kişiler verdikleri kararların sorumluluğunu taşırken, bu kararlardan toplumla birlikte olumlu ve olumsuz etkileniyor. O halde; ya insanların hayatlarını değiştirmek ve düzenlemek adına belirli mertebeleri işgal edeceksiniz ya da kendinize meşguliyet alanları oluşturup mutlu bir hayat sürmenin yolunu bulacaksınız.

Yararlandığım Kaynaklar

Büyük Justinianos dönemini sarayın içerisinden okumak isteyenler Procopius’un, Bizans’ın Gizli Tarihi kitabından yararlanabilirler. Bizans’ın Gizli Tarihi kitabı, başlıkları ve içeriğiyle bana da ilham kaynağı oldu. Büyük Justinianos döneminde inşa edilen yapılarla ilgili daha detaylı bilgiye ulaşmak isteyenler Procopius’un “Yapılar” eserinden faydalanabilirler. Akdeniz Üniversitesi, Eskiçağ Dilleri ve Kültürleri Bölümü’nün kurucusu Prof. Dr. Sencer Şahin’in “Adapazarı, Beşköprü Mevkiindeki Antik Köprü ve Çevre Tarihi Coğrafyasında Yarattığı Sorunlu Durum” çalışması da bana yol gösterici oldu. Cumhuriyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Abdullah Kaya’nın, “Doğudaki Roma’nın Bizanslanştığı Devir: I. Justinianos Dönemi” çalışması dönemin sosyal yapısını incelemek isteyenler için iyi bir kaynak olabilir. Yapmış oldukları çalışmalardan dolayı değerli bilim insanlarına teşekkür ederim.

Mert Zımba

Content Protection by DMCA.com

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın