İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Kayak takımlarınız hazır mı? Haydi “Bansko”ya!

Content Protection by DMCA.com

Bir grup arkadaşla gidilmiş kısa bir Bulgaristan ziyareti… Avrupa’nın sayılı kayak merkezlerinden biri olan Bansko… Pistleri ile kayak seven herkesi tatmin edebilir.

Bansko (Gezegenden Notlar) – Nereden başlamalı bilemiyorum. Fakat bir şehir gezisi anlatmayacağım. Bazı hap bilgiler içeren yalnızca bir anı yazısı bu. Belki de eski tip polisiye romanlardaki gibi önce kişileri tanıtarak başlamalı. Hatta herşeyden önce bir teşekkürle. Elbette en başta Burcu. Çünkü turu ayarlayan ve hepimizi bir araya getiren oydu. Dostum ve yol arkadaşım Erdem bu turda da yanımda. Gökçe, Melis ve Tom da bizimle. Yani toplam altı arkadaşız. Tura bizden ayrı olarak katılan diğer üç gezgin ve yardımlarını bizden esirgemeyen kaptan şoförümüz Hami Bey’i de sayarsak on kişi ediyoruz.

İstanbul’dan kalkan birçok Bansko turu var. Sırf reklama girmesin diye şirketin adını yazmıyorum. Yaklaşık on saatlik bir kara yolculuğu. Tabii buna sınır geçişindeki bekleme de dahil. Trafiğin yoğun olduğu saatlere denk gelinirse, bu süre daha da uzayabilir.

Bansko

Gece yolculuğunun benim için tek sıkıntısı uyku oluyor. Uyku yastığı edinmemekle ne büyük hata ettiğimi bu şekilde anlamış oluyorum. Böylesi uzun yolculuklarda hazırlıklı olunmalı. Fakat yine de hoş sohbet olduğu sürece, uykusuzluk da dahil herşey vız geliyor. Hani “ekip sağlam” derler ya, bu söz bu yolculuğa yakışıyor. Tadına doyamayacağım daha ilk dakikasından belli olan bu tur, keyifli bir an olarak her zaman hatırımda kalacak.

İnternetten edindiğim bazı bilgilere göre, Bansko turlarını organize eden aslında tek bir firma var. O da bölgenin önde gelen bir turizm şirketi. Temel işlevleri bu şirket yönetiyor. Bizim seçtiğimiz türdeki diğer aracı firmalarsa, aslında bu turizm şirketinin birer bayisi oluyor.

Bansko

Nihayet Bansko’dayız.

Bansko’ya vardığımızda, şoförümüz tur rehberini artık araca alıp bizle tanıştırdıktan sonra yüzümüzde güller açıyor. Aksanlı ve seri Türkçe’siyle kendinden oldukça emin. Tüm niyeti bizi yönlendirmek. Anlatmaya başlıyor: “Önce kahvaltı için otelde mola vereceksiniz, sonra kayak takımlarınızı ve skipass’larınızı almak için çıkacağız.” Bu monoloğun verdiği hissi anlatmam imkansız. Ancak tura katılan arkadaşlarımın, tıpkı yazarken benim gülümsediğim gibi, onların da tebessüm edeceklerine neredeyse eminim.

Kahvaltı için biraz beklesek de buna değiyor. Daha önce Sofya’ya gittiğimde, yemeyi seven herkes gibi ben de mutluluktan uçmuştum. Çünkü Bulgaristan, sebze, meyve ve et ürünlerinin lezzet seviyesi konu olduğunda bizi açık ara geride bırakıyor. Bir yandan karnımız doyarken, diğer yandan “buradan giderken eğer vakit olursa kahvaltılık malzeme için bir dükkana uğramam gerek” diye düşünüyorum.

Bansko

Kayak vakti!

Kahvaltı faslı bitip, kendimizi yeniden rehbere teslim ettiğimizde, soluğu kayak takımları satan ve kiralayan bir dükkanda buluyoruz. Bu tip yerlerde yalnızca kayak takımı kiralama değil, kayak bilmeyenler için öğretmen ayarlama kolaylığı da sağlıyorlar. Bizim için de aynı durum söz konusu. Bu benim ilk kayak tecrübem olacak.

Kayak merkezine çıkan gondollar (teleferik) altı kişilik. Skipass’larımızı alıp biniyoruz. (Bilgi için: http://www.banskoski.com/en/prices-ski-card) Pirin dağları eteğindeki Bansko kasabasını geride bırakıp çam ormanlarının üzerinden kayak merkezi Bansko’ya ilerlerken; gondolun ilk durağı olan Chalin Valog’u es geçiyoruz. Buradaki pist diğerlerine göre daha az eğimli ve zorluk derecesi düşük. Yaklaşık yarım saatlik gondol tırmanışından sonra nihayet ana merkez olan Banderrashka Polyyanna’ya varıyoruz. Kayak Merkezi’nin farklı zorluk derecelerinde toplam on yedi kayak pisti varmış. Avrupa’nın en iyileri arasında yer alıyor. Ana merkezin olduğu bölgede birkaç restoran ve kafe var. (Kasabaya dönüş için son gondol 17:00’da)

Bansko

İkişerli gruplar halinde hepimiz dağılıyoruz. Erdem ve ben ders için ana merkezdeyiz. Çok da uzun sürmeyen ısınma turları sonrası öğretmenimiz nihayet geliyor. Bu güleryüzlü kadın yalnızca bir öğretmen değil, aynı zamanda birçok dereceye sahip bir şampiyon: Boyka Mecheva. Her an gülümsüyor ve bunun ne kadar değerli bir şey olduğunu sürekli hatırlatıyor: “Durmak için şöyle yap, ve gülümse” “Yere düştüğünde böyle kalk, ve gülümse”.

Boyka Mecheva

Oldukça keyifli geçen bir ders sonrası, kafelerin önündeki masalar bölümünde soluklanıyoruz. Bölgedeki pistler buradan rahatlıkla görülebiliyor. Biraz manzaranın keyfini çıkarıp dinlenirken, gruptaki diğer arkadaşlarımız da yavaş yavaş geliyorlar ve yine sohbete dalıyoruz.

Bansko

Ertesi günümüz yine kayak merkezinde geçiyor. Fakat kayak takımlarımız yanımızda değil. Çünkü bu kez niyetimiz kayak değil, vakit geçirmek ve manzaranın keyfine varmak. Ana merkezdeki kafe önü masalarda vakit geçiriyoruz. İyi bir manzara görmek maksadıyla en yakın telesiyej noktasından Shiligarnike pistine varıyoruz. Ve daha yukarıda Plato pisti var. Görülmeye değer.

Peki Bansko’da yalnızca kayak merkezi mi var? Elbette hayır, geride bıraktığımız kasabada kültür gezisine de çıkılabilir. Kayak malzemesi satan dükkanların yanında hediyelik eşya satanlar, restoranlar ve barlar bulunuyor. İlk akşam durağımız olan The LOG House akşam yemeği için hoş bir anı oluyor bizler için.

Ayrıca gece eğlencesi için seçenekler de mevcut. Önce Gondol’un hemen karşısındaki Happy End’i deniyoruz. İç mekan hoşumuza gitse de henüz boş olduğundan başka seçenek arıyoruz. Kararımız Jack’s House’dan yana. Her iki mekan da eğlenmeyi sevenler için iki güzel seçenek.

Bansko

Gezinin sonunda keyifli bir akşam yemeği…

Bir de Kutsal Üçlü Kilisesi (Църквата “Св. Троица”)’ne çok yakın olan Dedo Pene Lokantası (Дедо Пене)’nı es geçemem. Burada son akşam kaptanımızın organize ettiği akşam yemeğindeyiz. Tam anlamıyla otantik bir iç mekana sahip yerel bir restoran. Hami Bey bizi işletmeciyle tanıştırıyor. Üç kuşaktır devam ediyormuş. Masamıza oturup küçük bir parça kağıda yazılan menüden seçimimizi kürdanla delerek işaretliyoruz. Başlangıçlarla birlikte birer shot Bulgar rakısı (Rakia, Ракия) ikram ediyorlar. Oldukça sert, neredeyse konyak kadar. İlerleyen dakikalarda bir müzik ekibi katılıyor keyifli anlarımıza. İlk başta enstrümantal Türkçe şarkılar, sonrasında Bulgar halk şarkıları. Ana yemekler geldiğinde artık keyfimiz yerinde. Kalkıp oynayanlarımız bile oluyor. Elbette lokantada başka turistler de var. Müzisyenler tüm masalara gidip birer oyun istiyor herkesten. Fakat en güzel an, gecenin başından beri hiç gülmeyen kadın garsonu dansa kaldırmamız oldu benim için. Nihayet yüzünde biraz tebessüm oluşuyor onun da. Kaptanımız tecrübeli. Hayatta oynamazdı diyor ve gülüyor.

Çok renkli ve eğlenceli geçen bir seyahatin sonunda pazar günü dönüş yolundayız. Tam da kahvaltılık malzeme için birşeyler alamadım diye hayıflanırken Plovdiv yakınında birbirinden güzel reçel, bal, pekmez, peksimet, turşu satan tezgahların önünde alışveriş için duraklıyoruz. Tekrar ve üzerine basarak söylemeliyim: Gül reçeli ve çeşitli ballar tadılması gereken lezzetlerden.

Bansko’ya turla mı gidilmeli, yoksa özel araçla mı gidilmeli derseniz, dağlık bir bölge olduğundan ulaşım ve diğer kolaylıklar için turun artıları benim açımdan daha fazla.

Saygılar, sevgiler…
25-28 Şubat 2016, Ufuk Erdal

Content Protection by DMCA.com

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın