İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler’in Kökeni Hakkında

Content Protection by DMCA.com

Masal mı, gerçek mi? Saf çocukluğumuz geride kaldı ve masalların yerini gerçekler aldı. Peki; bize anlatılan masallarda gerçeklik hiç yok mu? Özellikle, Pamuk Prenses ile yapılan araştırmalar gösteriyor ki, bu masal gerçek bir öyküden esinlenerek yazılmış.

İstanbul (Gezegenden Notlar) – Dünyanın neredeyse en ünlü masalıdır. Grimm kardeşlerin Avrupa’nın eski halk masallarından derleyip 1812 yılında yayınladığı bir kitapdan, günümüze ulaşmış bir masal. Kitaptaki diğer masallar gibi Pamuk Prenses ve Yedi Cücelerin de, ortaçağdan beri anlatılageldiği varsayılıyor. Walt Disney, bu hikayeyi senaryolaştırıp 1937’de çizgi film olarak yayınladıktan sonra, masal dünyaca ünlenmiş. Fakat, son dönemde gerçekleşen araştırmalar bu masalın kurgu olmadığını; aksine, tarihte yaşamış karakterlerin abartılarak anlatıldığı bir yansıması olduğunu gösteriyor.

Pamuk Prenses, Walt Disney
Önce masala bir göz atalım.

“Öykü, bir kraliçenin prenses adayı olarak doğurduğu kız çocuğunun yüzündeki saf güzelliğe ithafen ona Snow White adını koymasıyla başlıyor. Bu ismi birebir Türkçeleştirirsek “Kar Beyaz” olarak çevirmek gerek. Fakat; özel isimlerin tercüme edilmeden kullanılması gerektiğini bir kenara bırakırsak, alışılageldiği üzere Pamuk Prenses adını kullanmayı tercih ettim. Kraliçenin ölümüyle kral, sihirli bir aynayla kafayı bozmuş narsist bir kadınla evleniyor. Öyle ki; sihirli aynasına sorduğu tek soru kendi güzelliği: “Ayna, ayna… söyle bana, benden daha güzeli var mı bu dünyada?” Ayna da zavallım, usanmadan tekrarlıyor: “Dünyada sizden daha güzel bir kadın yoktur kraliçem.” Taa ki; Pamuk Prenses doğana kadar. İşte o andan itibaren ayna dürüstlüğü elden bırakmayarak, kraliçeye saf bir güzelliğiyle ün salmaya başlayan Pamuk Prenses’ten bahsediyor.

Ayna ayna! Söyle bana!

Öfkeden deliye dönen üvey anne Pamuk Prenses’i ormana götürüp öldürmek için avcıya emir veriyor. Avcı ise yalvaran Pamuk Prenses karşısında merhamet göstererek, onu serbest bırakıyor. Ormanda kaybolan prenses bir kulübeye ulaşıyor ve yolda bitkin düştüğünden içerideki yataklardan birinde uykuya dalıyor. Uyandığında yedi cüceyi kendini izlerken buluyor. Sevgili prensesimiz böylece, yemek pişirebildiği ve temizlik yapabildiği sürece kalabileceği bir yuva bulmuş oluyor.

Pamuk Prenses ormanda

Kraliçe avcıdan hayır gelmeyeceğini farkedince yaşlı bir kadın kılığına girerek kulübenin yolunu tutuyor ve cücelerin olmadığı bir vakitte kulübenin kapısını çalarak prensese meşhur zehirli elmayı ikram ediyor. Prensesi baygın halde bulan cüceler, öldü zannederek onu kendi yaptıkları cam bir tabutun içine koyuyorlar.

Prenses cam tabutta

Sonra da bir prens geliyor ve tabutta yatan Pamuk Prenses’i görünce aşık oluyor. Ona uygun bir cenaze töreni yapmak için cüceleri ikna ediyor. Tabut taşınırken ayakları ağaç köklerine takıldığından tabut sarsılıyor ve zehirli elma parçası prensesin boğazından çıkıveriyor. (Not: Bizim bildiğimiz prensin prensesi öperek uyandırmasıydı. Bu; Disney’in kurguda yaptığı değişiklikten kaynaklanmaktadır.) Böylece bizim Pamuk Prenses gözlerini açıyor ve yakışıklı prens aşkını nihanet ilan ediyor. Sonunda evlenip, sonsuza dek mutlu yaşıyorlar.”

Margarete von Waldeck portresi
Teori: “Margarete von Waldeck”

Alman tarihçi Eckhard Sander’in 1994 yılında yayınladığı “Pamuk Prenses: Masal mı Gerçek mi?” (Schneewittchen: Marchen oder Wahrheit?) kitabı bu konuda araştırmalara vesile olmuş.

Yazara göre Pamuk Prenses, 1533 yılında doğmuş Alman asıllı bir kontes. Gerçek adı Margarete von Waldeck olan ve 16 yaşındayken üvey annesi Katharina Hatzfeld tarafından Brüksel’deki Wildungen’de yaşamaya zorlanan bir genç kız. Derken Margarete orada, ileride bir İspanya prensi olacak Philip II’ye aşık oluyor. Fakat siyasi sakınca gördükleri için babası ve üvey annesi bu ilişkiyi onaylamıyor. Ve böylece Margarete 21 yaşında iken gizemli bir şekilde zehirlenerek ölüyor. Bazı görüşlere göre bu olay, tam bir romantizm karşıtı olan İspanya Kralı’nın yolladığı ajanlarla gerçekleştirdiği bir cinayet.

Peki cüceler ve zehirli elma nereden çıktı?

Margarete’in babasına ait bakır madenleri varmış. Burada çalışanlar da yarı-köle statüsündeki çocuklarmış. Ağır koşullar sebebiyle bu çocuklar erken yaşta ölürlermiş. Hayatta kalanların bedeninde, ağır şartların yol açtığı fiziksel deformasyonlar olurmuş ve beslenme yetersizliği sebebiyle de bodur kalırlarmış. Bu insanlar “yoksul cüceler” olarak anılırlarmış.

Yazar Sanders kitabında, elmalarını çalan çocuklara aynı dönemlerde zehirli elma ikram ettiği için tutuklanan yaşlı bir adamdan bahsediyor. Yani aslında bu üvey annenin marifeti değildi.

Diğer teori: “Maria Sophia von Erthal”

Elbette tüm teorilerde olduğu gibi Sander’in Margarete teorisine karşı bir teori de ortaya atılmış. Bavyera‘daki Lohr’da bir çalışma grubunun teorisi şöyle der: Pamuk Prenses, 17 Haziran 1729’da Main‘da doğmuştur ve gerçek adı Maria Sophia von Erthal‘dır. Geniş bir arazi sahibi olan Prens Philipp Christoph von Erthal ve karısı Baroness von Bettendorff’un kızıdır.

Barones’in ölümüyle babası Reichenstein kontesi olan Claudia Elisabeth Maria von Venningen ile evlenmiştir. Yeni anne, eski eşten olan kızdan nefret etmekte ve tam bir üvey muamelesi yapmaktadır. O dönem yaşadıkları ve şimdilerde müze (Spessart Müzesi) olarak hizmet veren şatoda bir “akustik oyuncak” olarak bulunan “konuşan ayna” varmış. Halen aynı müzede sergilenen bu ayna 1720 yılında yaptırılmış ve üvey annenin yaşadığı süre boyunca bu kalede muhafaza edilmiş.

Lohr am Main’deki Lohr Schloss şatosu ve ayna

Bu teorideki cüceler ise, Lohr’un batısındaki bir maden kasabası olan Bieber ile bağlantılı. Madenlerdeki tünellerin alçak yapısı oradan yalnızca küçük yapıdaki madencilerin geçmesine olanak tanırmış. Bu madenciler parlak başlıklar giyerlermiş. Lohr’da bulunan cam fabrikası ve bölgede yetişen zehirli (ya da kafa yapan mı desek?) otlar da hikayenin zenginleşmesine sebep olmuş.

Uzun lafın kısası; Grimm kardeşlere ait olduğu düşünülen masal, kulaktan kulağa söylenegelen birkaç hikayenin birleştirilerek yeni bir kurgu yaratılmasından ibarettir.

(Çeşitli kaynaklardan derlenmiştir.)
Ufuk ERDAL

Content Protection by DMCA.com

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın