İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Paskalya Bayramı’nda “Braşov” Gezisi

Content Protection by DMCA.com

Aylardan Nisan; Paskalya Bayramı! Romanya’da resmi tatil. Ulaşım, düşünülmesi gereken bir konu. Ve otobüsle İstanbul’dan Braşov’a gitmek için önce Bulgaristan üzerinden geçmek gerek.

Braşov (Gezegenden Notlar) – Seyahatin içeriğinden önce bir tur şirketine bel bağlamanın zararlarından bahsetmek isterim. Tam da Paskalya Bayramı’na denk gelen güzel bir yurtdışı turu satın alıyoruz. Vizeler alınıyor, rezervasyonlar yapılıyor, derken tura bir hafta kala yeterli yolcu sayısı toplanmadığı için turun iptal edildiğini ‘kendi çabalarımız sonucunda’ öğreniyoruz. İşte; tur şirketlerinin en büyük dezavantajı! Bir de haber vermeye tenezzül etmemeleri yok mu! Fakat yine de bu seyahat yapılmalı diyoruz ve otobüs biletlerimizi başka bir firmadan alıp, otel rezervasyonumuzu kendimiz yapıyoruz.

Vize konusu sorun olmamalı

Otobüsle ülkelerarası seyahatte dikkat etmeniz gereken önemli bir konu var: Vize! Türkiye’den Romanya’ya varabilmek için önce Bulgaristan’dan geçmek gerek. Romanya vizesi alırken, ya Bulgaristan için de ayrı bir vize alacaksınız, ya da her iki ülkeyi de içeren bir transit vizeniz olacak. Aksi takdirde ya gümrük kapısından geriye dönecek, ya da Bulgar memura bir çorba(!) parası ödeyeceksiniz ki bu durumda da mülteci oluyorsunuz. Çorbalar da oralarda 150€ kadar pahalı olmalı ki buna değsin!

Braşov’dan Bir Görünüm

Braşov’a direkt otobüsler yok. İstanbul’dan yapılan otobüs seferleri yalnızca Bükreş’e kadar. Esenler Otogarı ya da Aksaray’daki otogardan gidilebiliyor. Fiyatlar 80-120TL (Nisan 2014) arasında değişkenlik gösteriyor. Eğer uçakla gitmek istiyorsanız fiyatlar dönemsel olarak ve firmadan firmaya değişkenlik gösterebilir. Bir de tren seçeneği var.

Gelelim Braşov macerasına!

Otobüsün varışı epeyce geç bir vakitte olduğundan, geceyi Bükreş’te bir otelde geçirip sabah erken vakitte otogardan yola çıkıyoruz. (Kişi başı 20TL) Yolun ilk saati biraz sıkıcı da olsa Braşov’a olan mesafe azaldıkça doğanın güzelliği artmaya ve tarihi yapılar tek-tük ortaya çıkmaya başlıyor. Transilvanyatoprakları adının hakkını verircesine, bize ormanlık alanlarının temiz havasını cömertçe sunuyor. Karpat Dağları’nın karlı tepelerini keyifle izleyerek sonunda Braşov’a ulaşıyoruz.

Braşov’dab Bir Görünüm, Solda “Vestire Ortodoks Kilisesi”

Otelimiz şehre beş dakikalık taksi mesafesindeki Atlas Hotel. Çantalarımızı dahi bırakmadan keşfe koyuluyoruz. Sanki o yol çilesini çeken biz değilmişiz gibi, dudaklarımızda tebessümle sokaklara dalıyoruz. Gelecek üç gün bize ne getirecek bilmiyoruz fakat ilk dakikadan itibaren görüyoruz ki, Braşovküçük ama güzel bir şehir. Öyle, tur rehberinin peşinde koşuşturan turistlerden de değiliz; özgürüz olabildiğince.

Şehri gezmeye başlıyoruz.

Şehir meydanı oldukça geniş: “Piața Sfatului”. Tam göbeğe inşa edilmiş Meclis Binası’nın hemen yanına paskalya pazar çadırları kurulmuş. Yirmiye yakın tezgahta köylüler ürünlerini sergiliyor. Bölgenin geleneksel lezzetlerini tatmak için tek tek hepsini geziyoruz. Yöresel peynirler, ballar, reçeller, çörekler, tatlılar ve boyalı paskalya yumurtaları… Eğer yolunuz buralara düşerse, paskalya zamanı olsun ya da olmasın, bir yolunu bulup peynirlerin tadına bakmalısınız.

Braşov’da bir cadde ve Biserica Neagră (Kara Kilise)

İstanbul ve Viyana arasındaki en büyük kilise olduğunu öğrendiğimiz ve 14.yy sonlarında inşası neredeyse yüzyıl süren Biserica Neagră (Kara Kilise)meydana çok yakın. Çanı Romanya’daki en ağır çan olma özelliğini de taşıyor. İsmini 1689 Habsburg istilası sırasında çıkan yangından sonra almış. Kilisenin çan kulesi şehrin heryerinden görülebilecek kadar yüksek.

Lezzet açısından İstanbul’la kıyas yapmak hata olur.

Hemen hemen bütün yerel ürünler doğal olduğu için nerede yemek yerseniz yiyin herşey lezzetli. Sahteden organik yaftasına buralarda ihtiyaç yok. Üstelik Türkiye’ye nazaran ucuz. Tek tek hepsini elbette yazamam, fakat “Sensation Cake Design” isminde küçük bir pastane var. Bir gün buralara gelirseniz uğramayı ihmal etmeyin. Özellikle cheesecake formundaki bademli tatlıları dikkate değer.

Braşov’dan bir görünüm “Poarta Ecaterinei” (Katerina Kapısı)

İkinci akşam, gelişigüzel bir restoran seçmek yerine önceden planladığımız Vanatorul’a gidiyoruz. Taksi şoförümüz çok az İngilizce biliyor, bizimse Romencemiz yok. Ştefan ile birbirimizi zor da anlasak da Poianayolunda sohbet etmek bizi neşelendiriyor. Gideceğimiz yeri tarif edemeyince oğlunu arıyor ve telefonu bize uzatıyor ve yol tarifini böylece halletmiş oluyoruz. (Ştefan’ın fotoğrafını çekmeyi malesef ki seyahat bittikten sonra akıl edebildim.) Restoran hakkında söylemek istediğim husus av hayvanlarından oluşan zengin mönüsü hem lezzet, hem servis kalitesi ile memnuniyet verici. Ayrıca çalışanları görgülü, bilgili, güleryüzlü ve yardımsever.

Dönüş vakti geliyor.

Ertesi gün yurda dönüş vakti. Paskalya gibi tatil günlerinde ulaşımın kısıtlı oluşunu özellikle belirtmek istiyorum. Bu yüzden otobüs dışında bir seçenek arıyoruz. Tren saati ise uçağımıza yetişmek için riskli bir zamana denk geliyor. Sonunda tren istasyonunun önündeki taksilere yöneliyoruz ve tanıdık bir sîmaya rastlıyoruz: Ştefan. Kısa bir sohbet sonrası Otopeni Havaalanı’na yolculuğumuz başlıyor.

Ştefan güzel manzarası olan her noktada duraklayıp bize fotoğraf imkânı da sağlıyor. Sinaia’dan geçerken küçük bir sapmayla Castelul Peleş (Peleş Şatosu)’te mola veriyoruz. Kral I.Carol’un yazlık sarayı olan bu şatonun yapımı kırk yıl sürmüş. Oldukça gösterişli. Merkezi ısıtma ve elektriğin kullanıldığı Avrupa’daki ilk şato olmasıyla biliniyor. Yola devam etsek de buralara tekrar gelmek için bir sebep olarak şatoyu listeme de eklemiş oluyorum.

Havaalanına vardığımızda yarı mutluluk yarı hüzünle içim ürperiyor. Braşov, ardımızda terkedilmiş bir çocuk gibi hüznünü yüklüyor yüreklerimize. Mutluluğum tarihe susamış ruhumuzu bir nebze olsun dindirmiş olmamızdan kaynaklı. Elbette İstanbul da tarihin kucağında bir kent. Ancak farklı tarihlere olan merakımız gösteriyor ki daha çok gezmek gerek.

Başka bir gezi yazısında görüşmek üzere…
Saygılar, sevgiler.
Ufuk Erdal, Nisan 2014

Content Protection by DMCA.com

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın